BaNa SeVMeYi ÖğReT

18/5/2007

Ben sevmeyi öğrenemedim bir türlü, tıpkı ölmeyi, gitmeyi, içmeyi, dokunmayı, konuşmayı, gülmeyi vs...bilmediğim gibi, sevmeyi de bilmiyorum, bilemiyorum demek ki...

Hayatım boyunca tüm duygularımı dorukta yaşadım...anneliği yaşadım doruklarda, evletlerıma herşey oldum!!!

Herşeyi olamadım kimselerin, hiç bir şeyi de olmadığım gibi...

Beceremedim nasılsa sevmeyi, sevilmeyi.

İstemesini de bilmem hiç bir şeyi, nasıl istenir, nasıl söylenir, bunu da bilmem ki...

Konserde ayaklarım acır, daha biter bitmez çıkarır ayakkabıları, alırım elime, yürürüm yalınayak taşlarda, asfalt yolda, aldırmadan, şaşkın bakışlara...

Bazen kalabalık bir çarşının ortasında, bir şarkı takılır dudaklarıma dilime, koparıp da atamam, başlarım hafiften mırıldanmaya, utanmam...

Kaldırım kenarına sığınmış kimsesiz bir kedi gördüğümde, bir ince sızı yükselir, gönül bahçemin dikenli tellerinden, dayanamam, bir kaç damla yaş takılıp kalır gözlerimin penceresinde ve bir serçe misali çırpınır durur delicesine, yol bulup, akmak ister, dudaktan kalbe...

Geceleri sever oldum yavaş yavaş, belki de örtü çektiği için çirkinliklere...

Öğrenemedim kin tutmayı, nefreti, yargılamayı, öğrenemedim işte...

İçip içip sarhoş olmak, dağıtmak, dağılmak, naralar atmak, ağlamak isterdim doyasıya...

Ağlamayı özledim, yoksa tufandan önceki kasırga mı bu?

Ama en çok neyi isterdim biliyor musunuz?

O vefasızı yüreğimden söküp atmayı...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

20/4/2007 -Kategori: Siir

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Ağlamak İstiyorum

20/4/2007 -Kategori: Siir

Bugün doya doya ağlamak istiyorum
Geçmişime geleceğime harşeyime
Umutlarımın tükendiği
Yarınlarımın karardığına ağlamak.

 

Ağlamak istiyorum doya doya
Arkamdan bir tek kişinin
Ağlamasını duymadan ölmek
Benimse ağladıgım çok kişi olması için.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

YaRıN YoK

20/4/2007 -Kategori: Siir

Yarın geçecek geçmeyen günler
Kavuşmadan kendi halindeki hallerine
Beni sarsacak yine yalnız geceler
Düşüyorum sensiz çelişkilerime

Gideceğim bırakmadan seni
Toparlıyorum anlarımı anbean
Bırakırken geriye senli düşlerimi
Kopuyorum artık sorularımdan

En büyük buluşumsun kendimde
Ömrünün unutulacaklar listesindeyim
Sıcaklın kaybolurken ellerimde
Dönüş yok sensizliğin zirvesindeyim…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Yarım Kalan Şiirim

20/4/2007 -Kategori: Siir

Yarım kalan şiirim,
hasretin, dallarımı kıran bir rüzgâr,
savurur yapraklarını yalnızlığımın.
Gül dalında,
serçe kanadında,
dağ başında
esmeye hasret rüzgâr misâli
yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın....

Yarım kalan şiirim,
Kelebeğe hasret bahar,
yağmura hasret nisan,
vuslata hasret sevda misâli
yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın...

Yarım kalan şiirim,
ömrüme ilmek ilmek dokuduğum
sessiz çığlığım.
Duyulmayan çağrım.
Anasız yavru ceylan,
dalgasız deniz,
gölgesiz dağ misâli
yaşadım, yaşamaksa yaşanmamışlığın

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Of Ya

20/4/2007 -Kategori: Siir

 Yine yıldızlar küstü bana
Of yaa...

Oysa yelkende savrulan aşklarım
Dümende sevdalarım olacaktı...

Yine yıldızlar küstü bana
Off yaa...

Oysa mendirekte bekleyecekti yar
Ben gözetleme kulesindeyken...

Yine yıldızlar küstü bana
Off yaa...

Oysa yakamozlarla maillemiştim
Uçsuz bucaksız sevdamı...

Yine yıldızlar küstü bana
Off yaa...

Oysa hep onlara bakmıştım geceler boyu
Ve onlarla paylaşmıştım düşlerimi...

Yine yıldızlar küstü bana
Off yaa...

Kimbilir hangi aşkı sildim defterden
Ya da hangi sevdamı yaktım...

Yine yıldızlar küstü bana
Off yaa...

Hangi şarkıya sığınsam gün boyu
Nereye akıtsam gözyaşlarımı...

Yine yıldızlar küstü bana

Bendemi küssem onlara ve desemki
Ohh yaa...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Virüs Ve Anti Virüs Polemikleri

25/3/2007 -Kategori: Biraz Gulelim

Virüs :         Amman Trojen kavur excelleri, Amman trojen kavur bellekleri.....
Anti-Virüs : 
Şııııt len dürzü ne ediyon burda ?
Virüs :        Oooo abim gelmi
ş hoş gelmişşşşş. Nörüyon laaaa
Anti-Virüs : 
Şimdi ben senin yedi ceddinden başlamam mı beeaaaa
Virüs:         Na
ş Yavrum Naşşşş biraz geç kaldın. Çoktan yayıldık sisteme!


Virüs:      abi ne kadar kazan
ıyosun bu işten?
Antivirüs:  walla ekmek paras
ı zor çıkıyo
Virüs:      abi sigortan varm
ı ?
Antivirüs:  yok be ne sigortas
ı abicim ya
Virüs:      abi sen ne u
ğraşıyon burada, burada kazandığının iki katını vereyim, bizle takıl...
Antivirüs:  tamam anas
ını satayım
Virüs:       sald
ırın ulan bu tamamdır



virüs:       biri vard
ı nere gördünüzmü
anti virüs: ne edecen bakim
virüs:       hiç bi meselemiz varda
anti virüs : anlat evlad
ım
virüs:        abicim içeri gizlice girip sonraa........
antivirüs:  ben kimim biliyomusun
virüs:       yoooooooo
anitivirüs: d
ışarı lan ben buranın güvenlik görevlisiyim
virüs:       bu i
ş burda bitmeyecek geri dönecem


antivirüs:   buyrun amca ne ar
ıyodun?
çernobil:    o
ğlum brada bir harddisk die bişi varmış nerede o?
antivirüs:   abi düz gitti soldaki kap
ı
çernobil:    tamam o
ğlum sen biraz uzaklaş saol

antivirüs:   nereye lan
virüs:      
şu programa girebilir miyim?
antivirüs:  niye lan
virüs:       abi benim yat
ıcak bi evim bile yok nolursun bi günlüğüne
antivirüs:   geç bakem ama kimse görmesin seni

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Bilen Bilmeyene Öğretsin

21/3/2007 -Kategori: Fikra

 

Hoca, vaaz için kürsüye çıkar. Camideki topluluğa,

-size ne anlatacağımı biliyor musunuz?der.

vaazı dinlemeye gelenler,

-nereden bilelim,bilmiyoruz...derler.

hoca;

-bilmiyorsanız,ne diye boşuboşuna anlatayım...diyerek kürsüden inip gider.

bir başka zaman yine camiye vaaza gelir,kürsüye çıkar.yine topluluğa sorar:

-size ne anlatacağımı biliyor musunuz?

geçenkinden ders aldıklarından,

-biliyoruz...derler.

o zaman hoca;

-biliyorsanız,ne diye anlatayım boşboşuna...deyip yine kürsüden inip gider.

yine bir gün vaaz için gelir camiye,kürsüye çıkar aynı soruyu sorar

-ey dinleyiciler size ne anlatacağımı biliyor musunuz?

vaazı dinlemeye gelenler,önceden sözleşip öğütleştikleri üzere şöyle derler:

-kimimiz biliyoruz kimimiz de bilmiyoruz.

hoca;

-öyleyse,der,boşuna zamanınızı almayayım da işten güçten kalmayın.bilenler,bilmeyenlere öğretsin...

 

 

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

40 Yaşındasın

21/3/2007 -Kategori: Siir

40 yaşındasın


Rahmetini umarak
Günahkâr bir dille;
Allah Azze ve Celle

Ya Rasulallah,
Âlemlere rahmet hayat
ın geçiyor kalbimizden,
Kalbimizden seyrediyoruz seni.

İşte
Bir ya
şındasın,
Beni Sa'd yurdundas
ın
Sana süt anne olmad
ı kadınlar
Bu yüzden darg
ın bulutlar
Bir damla ya
ğmur indirmiyor
K
ıtlık hüküm sürüyor Beni Sa'd yurdunda
Minicik bir bulut var gökyüzünde
Sana a
şık...
Ayr
ılmıyor başucundan
Ve insanlar ya
ğmur duasında...
Hz.Halime kuca
ğına alıyor seni
Yeryüzünde bir gölgelik...Seni güne
şten korumak için
Oysa minicik bulut gökyüzünde
Sana meftun, sana kilitli...
Ve dua eden rahibin kuca
ğındasın
Dünyalar güzeli gözlerine bak
ıyor rahip
K
ıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da
Ama sen unutmuyorsun
U
ğruna canlarımız feda o gözlerinle gökyüzüne bakıyorsun
O minicik bulut ili
şiyor bakışlarına
Büyüyor, büyüyor...
Sonra nazl
ı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan
Fakat ço
ğusu bilmiyor yağmurun geliş sebebini
Ço
ğusu bilmiyor seni...

Alt
ı yaşındasın
Medine-i Münevvere yolundas
ın
Yan
ında aziz annen ve Ümmü Eymen
Yetimli
ğini hissediyorsun baba kabristanında
Sonra yolda, Ebva'da öksüzlük kar
şılıyor seni
Mekke'ye annesiz giriyorsun
Abdulmuttalip bir ba
şka seviyor seni
Ebu Talip bir ba
şka seviyor

Ya Rasulallah
Mekke çocuklar
ı annelerine seslenirler miydi senin yanında
Onlar anne deyince sen yere mi bakard
ın
Mekke rüzgarlar
ı kaç gece gözyaşlarını taşıdı Ebva'ya
Kaç gece anne diye h
ıçkırdın
Efendim!
Senin yerine de anne dedik annemize
Senin yerine de baba dedik

Yirmi be
ş yaşındasın
Ve bamba
şkasın
Kimse sana denk de
ğil
Şefkat yayıyor kokun
Güven veriyor sesin
Sen Muhammed-ül Emin' sin

Otuz üç ya
şındasın
Dalga dalga rahmet var

Otuz be
ş yaşındasın
Hadi gel bekletme yar
İniltiler çalıyor kapısını göklerin
Hadi gel bekletme yar
Sinesi çatlayacak Rasul bekleyenlerin...
Hadi gel ey Yâr!
Nurda
ğına davet var

İşte
K
ırk yaşındasın
Hira Nur da
ğındasın
Cibril iniyor göklerden
Ve nokta nokta her yerden salat, selam yükseliyor
Sen kâinat
ın yüreğinden hasretle kopan " Ah! " sın
Karanl
ık gecelerimize sabahsın
Sen Nebiyullahs
ın
Sen Habibullahs
ın
Sen Rasulullahs
ın

Niye incittilerki seni sultan
ım
Niye i
şkence yaptılarki sana
Ebu Talip öldü diye mi bu pervas
ızca saldırılar
Himayesiz kald
ın diye mi
Kabe'deki a
ğlayışın geliyor gözümüzün önüne
" Amca yoklu
ğunu ne çabuk hissettirdin " diyişin
Haremde namaz k
ılışın geliyor aklımıza
Ba
şına pislikler saçılıyor
Ba
şlar feda o mübarek başına
Nasipsizler sana bak
ıp nasıl da gülüyorlar
Biri ko
şuyor Mekke sokaklarından sana doğru
Biri ko
şuyor ama sanki yere inmiş Arş-ı Âla
" Bu ko
şan kimdir " diye bir soru dolaşıyor boşlukta
Bu ko
şan kim?
Ve cevap veriyor biri:
Muhammed' in k
ızı Fatımatüz-Zehra
Velilerin anas
ı...
Yüzünü gözünü siliyor biricik k
ızın
Sana yeryüzünde en çok benzeyen
Gülmesi sen, a
ğlaması sen
" A
ğlama kızım " diyişin geliyor aklımıza
Niye ç
ıkardılar ki yurdundan seni
Himayesiz kald
ın diye mi
Onlar bilmiyorlar m
ıydı seni himaye edeni
Seni yetim bulup bar
ındıranı
Seni alemlere rahmet k
ılanı
Onlar deli diyorlard
ı sana, sen susuyordun
Mecnun diyorlard
ı, şair diyorlardı, sen susuyordun
"Seni bizim elimizden kim kurtaracak" diyorlard
ı
Sen,
Sen " Allah! " diyordun
Allah Azze ve Celle
Semay
ı haşyet kaplıyordu
Sen " Allah! " diyordun
Ar
ş-ı Âla titriyordu
Bedir' de " Allah! " diyordun
Üç bin melek iniyordu alaca atlarda
Yüz yirmi be
ş bin sahabi :
" Anam babam sana feda olsun " diyordu

Ya Rasulallah
Medine-i Münevvere sokaklar
ında yürüyordun
Neccar O
ğulları'nın küçük kızları seni görünce
Sevinçten ne yapacaklar
ını bilememişlerdi
" Beni seviyor musunuz " diye sormu
ştun onlara
" Seni çok seviyoruz Ya Habiballah " demi
şlerdi
Sen de:
" Allah biliyor ki ben de sizi çok seviyorum" demi
ştin
Bu gün ya
şayan gençler var
Neccar O
ğulları'nın kızları diğil belki
Ama seni onlar da çok seviyor
Gözya
şlarından belli ki seni canlarından çok seviyorlar
Senden ba
şka kimseleri yok
Allah biliyor ki sen onlar
ı da çok seviyorsun

Altm
ış üç yaşındasın
Refik-i Âla duas
ındasın
Senin için siyah yünden çizgili bir cüppe dokunmu
ştu
Kenarlar
ı beyazdı
Onu giyerek ashab
ının yanına çıkmıştın
Ve mübarek ellerini dizine vurarak :
" Görüyor musunuz ne kadar güzel " demi
ştin
Meclisinde bulunan biri sana seslenmi
şti :
" Anam babam sana feda olsun ya Rasulallah, onu bana ver "
Niye istemi
şti ki senden sevdiğini bile bile
İstendiğinde katiyyen " hayır " demediğini bile bile
" Peki " dedin o zata
Ve sen yine yamal
ı, eski cübbeni giydin
Dostuna kavu
şmana bir hafta kalmıştı
Ayn
ı cübbeden yine yine diktiler
Ama giyinmek nasip olmad
ı
Haberler uçurmu
ştun Ebu Hureyre' nin diliyle :
" Benden sonra öyle kimseler gelecek ki, ke
şke peygamberi görseydik de ne malımız ne evladımız olsaydı diyecekler "
Ve Hz. Enes ile payla
şmıştın özlemini
" Beni görmedikleri halde bana iman eden karde
şlerimi görmeyi çok isterdim"

Sultan
ım!
Ey Medine minberinde " ümmeti, ümmeti " diye hüznü giyen sevgili
Ey Mekke mihrab
ında alemler hesabına " Allah! " diyen sevgili
Bize lütfu ilahi bah
şedilen kapına diz çöktük, bey' at ettik
Rabbinden bize ne getirdi isen amenna
Duyduk, itaat ettik

Ya Rasulallah
Sen hâlâ k
ırk yaşındasın
Ve hâlâ ümmetinin ba
şındasın...

 

Dursun Ali Erzincanlı

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SEVMEK

21/3/2007 -Kategori: Siir

 

"Sevmek" dedim.

"Yoluna ölmek" dedi.

 

"Yol" dedim.

"Alıp başını gitmek" dedi.

 

"Gitmek" dedim.

Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.

 

"Dost" dedim.

Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı.

"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.

 

"Yürek" dedim.

"Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.

 

"Dünya" dedim.

"Hayatın bir yüzü" dedi.

 

"Yüz" dedim.

"Ardında ne gizli bilemediğim" dedi.

 

"Giz" dedim.

"Hep çözmeye çalıştığım" dedi.

 

"Çalışmak" dedim.

"Bitmeyecek öykü" dedi.

 

"Öykü" dedim.

"Binlercesini içimde gizliyorum" dedi.

 

"Gizlemek" dedim.

"İşte, her şeyin bitimi" dedi.

 

"Şey" dedim.

"Sevda" dedi.

 

"Sevda" dedim.

"Peşinden koştuğum" dedi.

 

"Koşmak" dedim.

"Hayat, bir maraton" dedi.

 

"Hayat" dedim.

"Öyle kısa ki!" dedi.

 

"Niçin kısa?" diye sordum.

"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.

 

"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.

"Aşk" dedi.

 

"Kaç kere?" diye sordum.

"Bin kere" dedi, "Milyon kere"

 

"Neden bir kere değil?" diye sordum.

"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.

 

"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.

"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek"

 

"Acı çekmek mi?" diye sordum.

"Evet, aşk acısında yok olmak" dedi.

 

"Yok olunca!" dedim.

"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.

 

"Gerçek aşk!" dedim.

"Büyük o!" dedi.

 

Durdum. Durdum. Ve sustum!

 

"Neden sustun?" diye sordu.

"Yüreğim titredi sanki" dedim.

 

"Neden?" diye sordu.

"Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!"

 

"Evet" dedi, "Büyük O!"

"Nerede?" diye sordum.

 

"Her yerde" dedi.

 

"Nasıl?" diye sordum.

"Yüreğini aç" dedi.

 

"Yüreğimi açmak!" dedim.

"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.

 

"Tebessüm" dedim.

"Her kapının anahtarı" dedi.

 

"Kapı" dedim.

"Girmeden bilemezsin" dedi.

 

"Ya korku!" dedim.

"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.

 

"Ben bilmiyorum" dedim.

"Neyi?" diye sordu.

 

"Ben''i" dedim.

"Sen kimsin?" diye sordu.

 

"Ben kimim?" diye sordum.

"Sevgiyle beslenensin" dedi.

 

"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.

"Büyük O''nun" dedi.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
« Önceki -

HüZüN MıSRaLaRı

Arkadaşlarım

Kategorilerim

Bağlantılarım

kaRaNtiNa Designed by In Obscuro